Amargi Feminist Dergi Sayı 7 Çıktı!! Dünya Alem Bölümü'nden Bir Seçkiyi Aşağıda Okuyabilirsiniz:
Türkiye'de yeni yasama döneminde kadınların meclisteki temsil oranı 72 yıl sonra nihayet buruk bir yüzde 9.25’e, kota talebimize başbakanımızdan aldığımız yanıt ise Afrika kıtasına ulaşmışken; Güney Asya ülkesi Nepal’de yüzde 33 kotayı garantileyen kadın hareketi, bu oranın yeterli olmadığını, meclis dâhil tüm devlet mekanizmalarında kadınların en az yüzde 50 ile temsil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Nepal’li kadınlar, ayrıca, tüm kadınları tek bir kategori olarak görme yaklaşımının dışlayıcı olduğunu, farklı etnik gruplardan kadınlar, engelli kadınlar, azınlık addedilen farklı cinsel yönelim ve kimliklere sahip kadınlar, toplumun en alt tabakalarından görülen “dalit” grubuna mensup kadınlar ve kadın ticareti mağdurları dâhil, toplumun farklı kesimlerinden kadınların da temsil edildiği bir meclis istiyorlar.
Yüzde 50 kota talebinden vazgeçmeyen Nepal kadın hareketi, içinde bulunduğumuz günlerde ise Kurucu Meclis seçimlerinin bir an önce düzenlenmesi için tüm siyasi partilere baskı yapmakla meşgul.
1990 yılında krala karşı örgütlenen halk hareketiyle parlamenter monarşi sistemine geçen Nepal, raf ömrü iki yılı geçmeyen hükümetleriyle oldukça istikrarsız bir siyasal iklime sahip. Ancak, 2006 yılından bu yana muhalif Maoist hareketle sürdürülen barış görüşmeleri sonunda Maoist üyelerin de Nepal Temsilciler Meclisi’ne katılımıyla ülkede yeniden yapılanma süreci başladı. İstikrar umutları ise 22 Kasım 2007’de yapılması planlanan kurucu meclis seçimlerine bağlandı. Tüm Nepal halkı için tarihi bir dönüm noktası olması beklenen seçim tarihinin bir kez daha ertelenmesi ise sivil toplumun endişelerini arttırıyor.
Kurucu Meclis seçimi Nepal kadın hareketi için son derece önemli. Zira tüm dünyada olduğu gibi Nepal’de de siyasi ayaklanma, dengesizlik ve yerinden edilmeler en ağır darbeyi kadınlara indiriyor. Kaldı ki Nepal’deki değişim sürecinde artan kadına karşı şiddetin yanı sıra, insan haklarını korumak için yüksek risk ortamlarında çalışan Nepalli kadınların emeklerinin insan hakları çalışması olarak tanınmaması ve insan hakkı savunucusu kadınların sahada karşılaştığı şiddet de bir diğer büyük sorun.
“Yeni Anayasa taslağı tüm toplumun katılımıyla hazırlanmalı” Bu son derece tanıdık cümle Nepal’deki kadın hareketinin de gündeminde. Ülkenin yeniden yapılanması için Nepal halkının yeni anayasa talebine katılan Kadın İnsan Hakları Savunucuları Ulusal Birliği (NAWHRD); bu anayasa taslağının ülkedeki farklı kast, cinsiyet, dil ve benzeri grupların katılımıyla oluşturulması gerektiğini savunuyor. Dengeli temsili olmayan bir Kurucu Meclis seçimini kabul etmeyeceklerini vurgulayan NAWHRD’nin talebi; seçim tarihinin derhal bildirilmesi, muhalif gruplar arasında diyalog sağlanması, anayasa reformu ve kadınların dengeli temsilinin garanti altına alınması. NAWHRD, Kasım sonunda düzenleyeceği 3 günlük toplantıyla; dalitler, badiler, azınlık addedilen cinsel yönelim ve kimliklere sahip kadınlar, Müslümanlar, engelli kadınlar, HIV AİDS’le yaşayan kadınlar, topraksız kadınlar, kadın ticareti mağdurları, bekâr kadınlar gibi farklı grupların temsilcilerini bir araya getiriyor.
Kadın hareketi barış mücadelesi veren insanları buluşturuyor Kadın hareketinin bu dayanışması, 2 Aralık’ta düzenlenecek olan ve insan hakları savunucuları, sendikalar, sivil toplum ve farklı hareketlerden 10 bine yakın insanın katılması beklenen kitlesel bir buluşmayla desteklenecek. Farklı kadın gruplarının sorun ve taleplerini içeren bir bildirinin açıklanacağı bu buluşmada, siyasi liderlerden kadınların isteklerini yeni anayasaya dâhil edecek siyasi iradeyi göstermeleri istenecek.
Kurucu Meclis seçimlerinin bir an önce yapılmasını isteyen ve ülkede barış ve istikrar için farklı alanlarda mücadele veren insanları bir araya getirecek olan bu hareket, tüm siyasi partilere tutmadıkları sözleri de hatırlatan bir güç olacak.
Bu ve bunun gibi dünyadan diğer önemli haberleri okumak için Amargi Dergisi'nin 7. sayısını almayı unutmayın! |