ANASAYFA
BİZ KİMİZ
KADININ İNSAN HAKLARI EĞİTİM PROGRAMI (KİHEP)
Katılımcılardan...
Kadınlarla... Mor Dizi
ULUSAL DÜZEYDE SAVUNUCULUK VE LOBİCİLİK
MÜSLÜMAN TOPLUMLARDA CİNSELLİK VE İNSAN HAKLARI
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE SAVUNUCULUK
YAYINLARIMIZ
TÜRKİYE’DE KADININ İNSAN HAKLARI
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE KADININ İNSAN HAKLARI
HABERLER
MEDYADA BİZ
LİNKLER
İLETİŞİM
 
 
 
   
 

Cemile, İzmir

Ben şiddet ve dayakla büyütüldüm, yaşamım boyu hak etmediğim bir şiddete maruz kaldım. Yarı görücü usulü evlendirildim. Dışarı dolaşmaya çıkmak bile kolay olmadı benim için. Biz çok kalabalık bir aile olarak yaşıyoruz. Eskiden evin bütün işlerini ben yapardım, elektrik, su bile hep bana bakardı. Başka kimse ilgilenmezdi ama en ufak bir hata olsa fatura ödemelerinde falan, azarlanan yine ben olurdum. Hem eziliyordum, hem işlere koşturuyordum, hem azarlanıyordum. Toplum Merkezi’nde kadının insan hakları diye bir program olduğunu öğrendim. Derhal programa adımı yazdırdım. Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’nı alırken burada konuştuklarımızı, öğrendiklerimizi evde ve çevremde de tartışmaya, uygulamaya başladım. Eğitimden sonra kendime bir özgüvenim oldu. Öğrendim ki benim de haklarım var. Ve bu haklarımdan yararlanabilirim. Hep eşimin dediği olacak diye bir şey olmadığını gördüm. Artık benim dediğim de olabiliyor. Yeri geldiğinde eşimle tartıştığımız, onu eleştirdiğim, terslediğim dahi oluyor. Ev halkıyla aramdaki ilişki de değişmeye başladı. Artık bana saygı duyuyorlar, sözüme değer veriyorlar, ev işlerine yardımcı oluyorlar. Önce kendime, sonra da çevreme faydalı olabilmeyi amaç edindim. Çünkü herkes kendiliğinden gelip bu eğitimi almıyor, ben de elimden geldiğince başkalarını da bilgilendirmeye çalışıyorum.
Belediye’nin “Yeşil Kuşak” diye bir projesi var. Bu projeye aktif olarak katılıyorum. Bizim buralardaki tepeleri yeşillendiriyoruz. Bu projede çalışırken proje kapsamındaki her programa katıldım. Birlikte çalıştığım insanlar da
benim girişken ve etkili olduğumu düşünüp Karşıyaka Belediyesi Kent Meclisi’ne girmemi önerdiler. Bu Meclis’te sosyal dernek üyeleri, muhtarlar ve mahalle temsilcileri var. Şimdi ben de Kent Meclisi’nde mahalle temsilciliği yapıyorum. Yani mahallemizin sorunlarını bu Meclis’e iletiyorum, bunları değerlendiriyoruz ve birlikte çözüm yolları arıyoruz. Bu benim için çok güzel bir şey. Muhtarla da sürekli diyalog halindeyim, her konuda her şeyi bana danışıyor. Çevremdeki insanlar, hatta muhtarımız bile, önümüzdeki muhtarlık seçimlerine katılmamı öneriyorlar. Ben hep böyle girişken, kendi haklarını bilen bir kadın değildim. Dediğim gibi Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’ndan sonra özgüvenim çok arttı. Aile-çocuk eğitim programına katıldım. Yarım bıraktığım eğitimime geri dönmeye karar verdim. Açıköğretime başladım, dışardan ortaokulu okumak istedim. Birinci ve ikinci dönem sınavlarını verdim; birinci sınıfı bir senede bitirdim. Şimdi orta ikideyim; daha sonra açık liseye gideceğim. Kuaförlük kursu da alacağım. İkisi birlikte çok güzel denk gelecek diye düşünüyorum. Başarılı olacağıma da inanıyorum. Ekonomik özgürlük istiyorum. Tekrar okula başlama sebebim de bu zaten. En zor kısmını başardım.

 

Müşeyyer, Diyarbakır

Ben bizim ailede okula giden ilk kız çocuğuyum. İlkokulu bitirdim, ortaokula gitmeme izin yoktu. Ailem beni amcamın oğluyla evlendirdi. Hayatım boyu kendi keyfime göre dışarı bile çıkamadım. Altı çocuğum olduktan sonra Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’yla tanıştım. Ve aile hayatım da sosyal hayatım da değişti. Her tanıdığım kadınla bu eğitimi, haklarımızı konuşmaya başladım. Bir süre sonra eşlerimizden ve aile büyüklerimizden habersiz, çaya kahveye gidiyoruz diye akrabalarla, komşularla toplanmaya ve kadının insan haklarını tartışmaya başladık. Gördüm ki bir kadın, bir anne olarak kendi hakların var ve senin bu haklarını bilmeye hakkın var. Ama ben bunu ancak eğitimi alırken fark ettim. Ondan önce hak sahibi bile değildim sanki. Eğitime katılırken ben de bir işte çalışmak istedim. Bu konuda yalnız da değildim, eğitim grubumuzdan çok kadın benim gibi düşünüyordu. Ortak ihtiyaçlarımız çevresinde bir araya geldik, bir grup kurduk. Birlikte bir üretim atölyesi kurabileceğimizi düşündük. Önceleri böyle bir isteğim olduğunu eşime söylemeyi bile düşünemezdim. Ama insan kendi isteğini uygun gördükten sonra kendini ifade etmesini de biliyor. Ben çalışmak istiyorum dedim eşime, dışarı çıkacağım, çalışacağım, başka kadınlarla, erkeklerle de konuşacağım elbet. Kadının İnsan Hakları Eğitimi’nden sonra grubumuz çalışmaya başladı. Ana konumuz kadınların ekonomik haklarının savunulması. Mahallede büyük bir anket de yaptık. Çocukların oynayabileceği, eğitim alabileceği bir yer olmadığı sonucu çıktı. Çok ihtiyaç var oysa. Bizim mahallede suç oranı ve potansiyeli çok yüksek. Çocuklar için yuva açmayı da düşündük. Bir yerden başlamak gerekiyordu. Öncelikle grubumuzun resmi bir kimliği olmalı. Diyarbakır’da dernek kurmak çok zor, biz de kooperatifleşmeye karar verdik. Ne üretebileceğimizi saptamak için bir pazar araştırması yaptık ve mum yapılmasına karar verdik. Bu amaçla grubumuz bir proje hazırladı, projeyi valiliğe ilettik. Valilik projemizi kabul etti. Şimdi mum üretiyoruz. İşe ilk başladığımızda atölyemiz bile yoktu, evde yapıyorduk mumları. Sonra küçük bir dükkân kiraladık. Belediye dükkânın beş aylık kirasını verdi. Atölyemizin açılışı yapılana kadar hiç kimse bizim çalışacağımızı kabullenmiyordu. Açılış törenine Vali Bey de geldi; eh bundan sonra da tebrikler gelmeye başladı. Grubumuza katılan kadınların sayısı giderek çoğalıyor. Katılan kadınların kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için bir imkân olacak bizim kooperatif. Kadınların evle işi birbirinden ayırabilmesini sağlayacağız. Hedefimiz Diyarbakır’daki kadınların sosyal ve ekonomik bilincini ve durumunu güçlendirmek. Kadını üretim sürecine sokmayı ve evin dışına çıkarmayı amaçlıyoruz. Ben kapıyı araladım, birlikte çalıştığım bir grubum var, bir işim var, hedeflerimiz planlarımız var.

 

Şenay, Çanakkale

Ben Sıvas’ta doğup büyüdüm. Annem dahil bize büyüklerimizin, çevremizin öğrettiği şey kadın olarak, kız olarak hep ikinci sınıf vatandaş olduğumuzdu. Çanakkale’ye taşındığımızda Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’na katıldım. Eğitim sırasında kendimi her şeyden önce bir kadın olarak görmeye başladım. İkinci sınıf vatandaş olarak değil. Kendimi bir kadın, bir insan ve bir birey olarak bilmem ailemle, çevremle ilişkilerime ve en önemlisi kendime bakışıma da yansıdı. Kendi istek ve ihtiyaçlarımı karşılamak için bir iş bulmak istiyordum. Eğitim bittikten sonra Çanakkale’de bir kadın derneği kurmaya karar vermiştik. Kuruluş aşamasında sürekli toplantılar düzenliyorduk. Hem kendi aramızda hem de Çanakkale’deki kuruluşlarla haftalık görüşmeler yapıyorduk. Toplantılarımızdan birini de Belediye Başkanı’yla yaptık. Kendisine taleplerimizi ilettik. İsteklerimizin başında biz kadınlara iş imkânları sunulması vardı. Belediye Başkanı’na “Kadınlar olarak bizler de çalışmak istiyoruz ama partili değiliz diye sizin çalışma grubunuzda yer alamıyoruz” dedik. Başkan da bizim gruptan bir kadın Belediye’de işe başvurursa kendisini hemen işe alacağını söyledi. Meğer kendisi de Belediye’de çalışacak iki bayan temizlik işçisi arıyormuş. Ayrıca bir de Çanakkale Belediyesi otobüslerinde çalışan şoför kontenjanındaki eksiklikten yakındı. Acilen şoföre ihtiyaçları varmış. Eğer aramızda belediye otobüslerinde şoför olarak çalışmak isteyen olursa derhal işe başlayabileceğini söyledi. Kendisi de Belediye’de bir bayan şoförün çalışmasını çok istermiş. Ben de bir iş bulup çalışmak istiyordum. Ama o zamana kadar şoför olarak çalışabileceğimi hiç düşünmemiştim. Hem benim B sınıfı ehliyetim dahi yoktu. Kadının insan Hakları Eğitimi grubundaki arkadaşlarım beni bu konuda çok destekledi. Madem şoför arıyorlardı bakalım cidden bu işe başvurunca alacaklar mıydı? Eşime bu şoförlük işinden bahsettim. O da çok şaşırdı, nereden çıktığını anlayamadı. Aman sakın ha, dedi, olur mu öyle şey. Ve ama oldu. İlk iş ehliyet kursuna başladım. Bir taraftan da derneğimizin kuruluş çalışmalarını yürütüyorduk. Sonunda aldım ehliyeti. Ve elimde B sınıfı ehliyetim doğru gittim Belediye Başkanı’na. Ne yapsın, onca kadının önünde verdiği bir sözü var. Şoför olarak Çanakkale Belediyesi’nde hayatımın ilk maaşlı işine girdim. İşe başladığım gün derneğimizin de açılış günü oldu. Çanakkale Belediyesi’nde 2,5 yıldır çalışıyorum. Belediye’de resmi statülü çalışan tek kadın benim. Uzun süre makam arabası kullandım. Üç aydır da masa başında çalışıyorum. Görevimde devamlı ilerliyorum. Aslında çöp kamyonu kullanmak istiyorum ama ne yazık ki bu henüz olmadı. Belediye’de çalışan toplam 234 işçi arkadaşız. Sendika yönetimi için seçimler yapıldı. On bir kişi aday olduk. Adaylar arasındaki tek kadın bendim. Ve seçimden ikinci olarak çıktım.Ben artık mesleği şoförlük olan, kendi parasını kazanan birinci sınıf bir insan, bir kadınım.

 

Türkan, Ankara

17 yaşında bir nevi görücü usulüyle aileler, komşular istedi diye evlendirildim. Eşim ve ailesi bana yıllarca duygusal ve ekonomik şiddet uyguladı. Kendi başıma alışverişe gidemezdim, dışarı bile çıkamazdım. Hep eşimin koluna girip dolaştırılırdım. Evde pencereden seyrettim insanları yıllarca, perdenin arkasından. Yıllarca emredileni yaptım; eşimin, oğlumun dediğini yaptım. Alay ederlerdi benimle, umursamazlardı. İnsan yerine koymazlardı. Gazete okumam bile yasaktı, robot gibi kullanıldım. Düşünmeyi unutmuşum. Bir doktora gidecek olsam, derdimi anlatamazdım.
Toplum Merkezi’ne ilk geldiğimde oraya niye geldiğimi bile diyemedim, derdimi anlatamadım kimseye ve ağlayıp geri eve döndüm. Tekrar geldiğimde Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’na yazıldım. Konuşmaya, sorunlarımı anlatmaya başladım. Yıllarca evde kaldıktan, kocamın kolunda dolaştıktan sonra dışarıda olmak, başlarda başka insanlar görmek çok garip geldi. Dışarıdaki insanlar sanki bir Şlmden fırlamışlar gibi geliyordu bana. Gerçekten de hayat benim için 2 sene önce başladı. Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı’na katılırken gizlice gazete okumaya başlamıştım, iş ilanlarında hep lise veya ortaokul mezunlarının arandığını fark ettim. Ben okulu ortaokul ikide bırakmıştım. Eşim de ortaokul mezunu. Ölecek olsa bir sigortası bile yok, ben çocuklarımı nasıl yetiştiririm, diye düşünmeye başladım. Eğitim programının ve gruptaki arkadaşların da desteği ile dışardan okul bitirmeye karar verdim. Evine temizliğe gittiğim bir kadın bana okul dersi verdi. Eşim bana hiç para vermiyordu, ben de isteyemiyordum. Yol param bile yoktu yani. Her sabah kızım sırtımda saatlerce yürüyor, önce temizlik yapıyor sonra kadından ders alıyordum. Bu şartlarda başardım ne başardıysam. Eşimin hiçbir şeyden haberi yoktu. Evde gizlice çalışıyor, kitaplarımı kanepelerin ardına saklıyordum. Ders verme sınavına gitmeden önce dayak attı eşim yine ve gözümün yaşıyla girdim sınava. Sonunda bütün sınavları verdim. Orta ve lise diplomalarımı aldım. Eşim, bütün aile şaştı kaldı, çok büyük sürpriz oldu hepsine. Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı grubu kadınları olarak aramızda bir dayanışma kurduk. Programın başından sonuna kadar, her başladığım işte, giriştiğim yenilikte, yani bu süreç boyunca bildim ki başım sıkıştığında bu kadınlar yardımıma gelebilecek, beni anlayacak ve destek olacaklar. Bu süreç içerisinde ve eğitim grubundaki kadınlarla birlikte kendi haklarıma sahip çıkmayı öğrendim. Artık biliyorum ki benim haklı isteklerim var ve yaşadıklarımda yalnız değilim.